ERMENİ MEZALİMİ
Bu Blog İçinde Ara

Tanım

Nasıl Olsa Görgü Tanığı Kalmadı Deyip Meydanın Boş Kaldığını Zannedenler Yanılıyorlar.


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
Free Hit Counters
Free Hit Counters

Kategoriler


Ermeni Sorunu Soykırım Gerçeği

''Türkiye, suçunu itiraf et!'' / “Turkey A


Türkiye’de yeni senaryoların icrasını görmeye başladık bile. Dışarıdan Ermeni meselesi ‘bilgi saklayarak’ gündeme getirildi. İçerden birkaç gün içerisinde sekiz cami kundaklanarak alevi hareketlenme hızlandırılmak istendi.

 

Milliyetçileri Ermeni konusunda heyecana getirmek bir projedir. Ayrıca  dini duyarlılığı olanları da alevi-sunni gerginliği ile tahrik etmek ve gergin ortamda malı götürmek de ikinci projedir. Kritik bilgi projelerin sahibi kimler olduğudur.

 

Her iki toplumsal talebin şimdi gündeme gelmesinin ‘Operasyonel’ olduğunu düşünmek için çok sebep var. Konunun bu yönünü aktif siyasetçilere bırakıp özür dileme tartışmalarına farklı açıdan katkıda bulunmak istiyorum.

 

Özür dileme eylemlerinin bağışlama eylemi gibi psikolojik travmaları çözücü özelliği vardır. Burda en önemli şart özür dileme veya bağışlanmanın gerekçeleri ile yapılmasıdır. Çoğunluğun kabul edeceği haklı ve mantıklı nedenlerin bulunması gerekir. Aksi takdirde yarayı açıp kapatamadan büyütmüş oluruz.

 

Ermeni meselesinin gündeme getirilmesinde travmayı çözmek için zamanlama doğru mu? Duygular sağlıklı bir şekilde ifade edilip mantıksal çözümler üretilebilecek mi? Her iki taraf da kazan kazan yöntemi ile süreci tekrar yaşayıp zihinlerinde bitirebilecekler mi? Bu sorulara cevap vermeden tartışmaları başlatmak doğrumuydu?

 

Tarihsel psikoloji (Psikohistori) yeni bir bilim dalı ancak çağımızde günlük politikada önemli bir yol gösterici rol üstlenebiliyor.

 

“Turkey Admit Your quilty” yani “Türkiye Suçunu İtiraf Et” sloganı, eurovizyon şarkı yarışmasına katılan ermeni grubunun tişörtlerindeki yazı.

 

“Ermeni kardeşlerimizden özür diliyorum” liberal aydınlarımızın başlattığı bir girişim.

 

Siyasilerimizin “Soykırım yapmadık ki özür dileyelim, bu aydınlardan utanıyorum, zaten cumhurbaşkanının anneannesi de ermeniydi” gibi çıkışları oldu.

 

Birinci Dünya Savaşı ile Osmanlı mahallesinde kavga çıktı. 600 yıldır dostça ve mutlu bir şekilde yaşayan insanlar arasına İngiliz ve Fransız istihbaratçıları ile Amerikan kolejleri girdi. Bu odaklar mahalledeki komşuları birbirine karşı kışkırttı.

 

Kiminin ırkçılığını, kiminin taassubunu, kiminin saflığını kullanarak fitnekarane siyaset uyguladı. O tarihlerde Osmanlıyı yönetenler de basiretli değillerdi. Osmanlının şefkatli ve adil devlet yönetimi anlayışı değişmişti.

 

Jöntürklerin ve Ermeni komitelerinin İngiliz ve Fransız oyununa gelmesi ile kutuplaşma başlandı. Var olan bilgilere göre Ermeni Taşnak Komiteleri Erzurum, Van ve Bitlis hattında müthiş katliamlara başladılar. Topal Osman gibi o dönemin Ergenekoncuları karşı katliamlar yaptılar. İttihat Terakki hükümeti tehciri bir siyası karar olarak aldı. Tıpkı şimdi Güneydoğuda köylerin boşaltılması, Sovyet Rusya da Stalin’in Kırım Türklerine uyguladığı gibi.

 

Yanlış olan tehcir mi yoksa tehcir esnasında işlenen insanlık suçları mı?

 

Yanlış olan İngiliz ve Fransızların uluslararası fitne siyasetimi bu siyasete karşı oyuna gelmek mi?

 

Yanlış olan 600 yıl soykırım yapmayan bir milletin çocuklarının birbirini katletmesi mi onları birbirine düşürmek mi?

 

Yanlış olan özür dileme kampanyası açmak mı yoksa özür dilemeyi Osmanlı çocukları ile sınırlı tutmak mı?

 

Yanlış yapan o tarihlerde Ermeni Taşnak komitelerinin yaptığımı Taşnakları kışkırtan İngilizler mi?

 

Yanlış olan o tarihlerde sosyal travmayı konuşmayıp örtbas etmek mi o yarayı kaşımak mı?

 

Yanlış olan o tarihlerde yaşanan olayları bütün yönleri ile masaya yatırıp değerlendirmek mi, Ermeni diasporasının siyasi sonuç çıkarma çabası mı?

 

Yanlış olan Türk dışişlerinde monşer diplomatların köpek gezdirerek görev yapması mı, ermeni diasporasının çok çalışması mı?

 

Yanlış olan Ermenilerin birikmiş öfkesini siyasi amaçla kullananlar mı? Bu oyuna gelenler mi?

 

1915 lerden itibaren 1922 ye kadar Anadolu’da travmatik olaylar yaşandı. İnkar etmeyelim kabul edelim ve konuyu tarihçilerin tartışma alanında tutalım.

 

Siyasetçilerin müdahalesi oyuna gelmektir. Sayın Başbakanın dilini tutup bu konu tarihçilerin tartışması gereken bir konudur demesi gerekirdi.

 

Siyasi liderlikte prim yapıyor diye suçlayıcı yargılayıcı ‘sen dili’ yerine onarıcı ve yol gösterici ‘ben dili’ kullanılmalıdır. “Sen şöyle yapmalısın” yerine “Bence böyle yapılmalı” biçiminde konuşan siyasetçiler uzun vadede kazanan olurlar. Barışa destek sağlarlar.

 

Sosyal travmaların sağlıklı bir şekilde çözülmesi böyle sağlanır.

 

Etnik kökenli ırkçılığa prim vermemiş bir toplumuz. Bize soykırım insanlık suçunun isnat edilmesi çok onur kırıcıdır.

 

Toplum olarak etnik temizliği onaylamadığımızı hissettirmenin de tam zamanıdır.

 

/Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tarih: 15:49, 20/12/2008 Kategori: guncel
Yorum yaz

ermeni

anadoluda arakadan vurmak diye bir söz vardır ,ermeniler vatanını savunmaya giden halka bunu yapmıştır,bu büyük suçtur bunu bildikleri için can güvenlikleri sebebi ile kaçmışlar yada kovulmuşlar .bazıları halkın arasına karışıp kendıni unutturmuştur bunlarda kendini açıklamalıdır. böyle bidurumda ermeniler neyapardı yada karabağda neler yaptılar

Yazan: isimsiz Tarih: 2009-06-13 06:56:07, 2009-06-13 06:56:07

Bağlantı

SESSİZ KALAN DEVLET BAHÇELİYİ İSTAFAYA ÇAĞIRIYORUM...

..... ..... ..... .......... ..... .......
..... ..... ..... .......... ..... .......
..... ..... ..... .......... ..... .......
..... ..... ..... .......... ..... .......
..... ..... ..... .......... ..... .......
..... ..... ..... .......... ..... .......
..... ..... ..... .......... ..... .......


Başbuğum bu destan sanadır yine
Ülkücü tavırdan yanadır yine
Sene doksan yedi tarih dört nisan
Ülkücüye on bir aydan sert nisan
Sen gittin ya içimizde dert nisan
O gün bizi görsen bilmem ne derdin
Eminim ki alnımızdan öperdin

Güneşli bir günde yitirdik seni
Fırtınada karda götürdük seni
Gönül köşkümüze yatırdık seni
O gün bizi görsen bilmem ne derdin
Kalkabilsen alnımızdan öperdin

Gidişine yerler gökler ağladı
Turan yetim kaldı kara bağladı
Tekbirler ağıtlar yürek dağladı
O gün bizi görsen bilmem ne derdin
Sen Baş buğ'dun alnımızdan öperdin

Sen gittin ardından divan kuruldu
Meydan gümbürdedi oklar gerildi
Kavga döğüş bir karara varıldı
Olanları görsen bilmem ne derdin
Herhalde inanmaz geri giderdin

Ayrılıp yuvadan uçanlar oldu
Diyardan diyara göçenler oldu
Başka elde bayrak açanlar oldu
Olanları görsen bilmem ne derdin
Herhalde inanmaz geri giderdin

Oğlun Tuğrul parti kurdu çekildi
Azmi Başkan arkasına takıldı
Aldemir'de doğru yola sokuldu
Olanları görsen bilmem ne derdin
Herhalde inanmaz geri giderdin

Biz kaldık çalıştık seçim kazandık
Sarımsak soğansız biçim kazandık
Asgari ücretten geçim kazandık
Şölenleri görsen bilmem ne derdin
Herhalde inanmaz geri giderdin

Ecevit Bahçeli Yılmaz oldular
Hükümet kurmaya karar kıldılar
Yazdılar çizdiler işe daldılar
Olanları görsen bilmem ne derdin
Herhalde inanmaz geri giderdin

Muhteşem bir ilgi alâka oldu
Kapımız kırmızı plâka doldu
Bir günde binlerce yalaka geldi
Gelenleri görsen bilmem ne derdin
Herhalde kahkahayla gülerdin

Son gelenler baş köşeye yerleşti
Tüm halkalar zincir oldu birleşti
İş karıştı anlatmakta zorlaştı
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Herhalde inanmaz geri giderdin

Marmara’yı deprem aldı götürdü
Yolsuzluklar memleketi bitirdi
Anadolu ümidini yitirdi
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Herhalde inanmaz geri giderdin

Hortumcular dükkân açtı her yere
Namusluya tayin çıktı zor yere
Kuşatıldık gidemiyoruz bir yere
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Herhalde inanmaz geri giderdin

İmf'ye kaptırdılar yakayı
Borsa dolar hiç sevmiyor şakayı
Temel Reis haciz verdi takayı
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Herhalde inanmaz geri giderdin

Ekonomi raydan çıktı gidiyor
İşçi köylü kemer sıktı gidiyor
Fukara canından bıktı gidiyor
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Herhalde inanmaz geri giderdin

Yalvardık yakardık fayda etmedi
Feryadımız Ankara'ya gitmedi
Başörtüsü okul derdi bitmedi
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Herhalde inanmaz geri giderdin

Bir kanlı katile idam verdiler
İmralı'ya tatil köyü kurdular
Şehitleri birde bunlar vurdular
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Vallahi billâhi geri giderdin

Bir şehit çocuğu tuttu yakamı
Abi dedi : Bu olanlar şaka mı ?
Siz buysanız geri verin babamı
Bu feryadı duysan bilmem ne derdin
Vallahi billâhi geri giderdin

Utançtan sokağa çıkamaz olduk
Kimsenin yüzüne bakamaz olduk
Yakamıza Bozkurt takamaz olduk
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Vallahi billâhi geri giderdin

Yazdığım destanlar kahretti bana
Bağlamam duvardan küfretti bana
Türküler hayatı zehretti bana
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Vallahi billâhi geri giderdin

Pavyondan gelenler başı tuttular
Halimize bakıp keyif çattılar
Söylemesi zor amma ''bizi sattılar''
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Vallahi billâhi geri giderdin

Bıyık uçlarıma posta koydular
Direndim adımı hasta koydular
Düşmana gül verip dosta kıydılar
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Vallahi billâhi geri giderdin

Azıcık ses veren sürgün edildi
Gönülde taht kuran sürgün edildi
Dokuz Işık Turan sürgün edildi
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Vallahi billâhi geri giderdin

Hiç şaşırma Ozan Arif dışlandı
Ahmet Yılmaz asi diye fişlendi
Yüreğimiz dost (!) elinden şişlendi
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Vallahi billâhi geri giderdin

İhanet edene madalya taktık
Sadâkât edene uzaktan baktık
Sen olsaydın böyle mi olacaktık ?
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Vallahi billâhi geri giderdin

Bunca yıldan sonra ortada kaldık
Sen uçmağa vardın bizlerse öldük
Destan destan Beş tepeye gömüldük
Halimizi görsen bilmem ne derdin
Vallahi billâhi geri giderdin

Bu destan , bu türkü , sazım sanadır
Bir tek seni sevdim nazım sanadır
Duy beni Başbuğum sözüm sanadır :
''ÜLKÜME DARILIP KÜSMÜYORUM BEN
KİMSEDEN KORKUM YOK SUSMUYORUM BEN
BU KAHPE DÜZENE KANMAYACAĞIM
ÖLSEMDE YOLUNDAN DÖNMEYECEĞİM !

Yazan: isimsiz Tarih: 2008-12-24 17:23:21, 2008-12-24 17:23:21

Bağlantı

bedava vatan bulanlara...

Ülkücüler insanlık alemi icinde ne uşak olmayı ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen.Şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.Sizlere kolay bir başarı vaad etmiyorum.Kısa zamanda bir iktidar umanlar bizimle yola çıkmasınlar.Yolumuz uzun ve çetindir.Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri tehditler ve daha bir yığın engel çıkacaktır.Bu çetin yolda dayanabilicekler bizimle gelsinler cesur olanlar kuvvetli olanlar gerçekten inananlar kafilemize katılsınlar.Dava adamları o davanın şartlarını ve gereklerini kendi kişiliklerinde yaşayamazlarsa o davayı bir adım ileri götüremezler.
Alparslan TÜRKEŞ

Türk islam davasının 22 yaşındaki ilk şehidi Ruhi KILIÇKIRAN'ın yetim olduğunu 4 ocak 1968 de Ankara Site Yurdu Katinin de iftarını açtıktan sonra hemen şehit edildiğini biliyormuydunuz...

17 Mart 1978 tarihinde Ömer BAYRAKLAR Salih ULU Bahri BİLGİN Cevat KOCA Sinan KOCA isimli 5 ülkücü işçinin aynı anda dev-yol militanları tarafından katledildiğini. Ümraniye de oturan bu ülkücülerinin hepsinin de Giresunlu olduklarını Sinan ile Cevat’ın kardeş olduğunu Sinan KOCA'nın henüz 10 günlük bebeği olduğunu biliyormuydunuz...

18 Eylül 1879 tarihinde Adana da 6 ülkücü öğretmenin arkalarından ateş açmak süretiyle şehit edildiğini ve bu öğretmenlerin katillerinin hala yakalanmadığını biliyormuydunuz...

8 Haziran 1970 tarihinde şehit edilen Yusuf İMAMOĞLU'nun yapılan otopsi sonucu 36 saattir yemek yemediğini şehit edilmeden önce okulun arka bahçesinde bulunun ağaçların altında son namazını kılan İMAMOĞLUN'UN cebinden 35 kuruş çıktığını biliyormuydunuz...

23 Kasım 1970 yılında ülkücü şehit ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU' nun kominist militanlar tarafından ağır işkenceler sonucu şehit düştüğünü ÖNKUZU' nun kırılmadık kemiği patlamadık yerinin kalmadığını ve ağzından ciğerlerine bisiklet pompasıyla hava verilerek çiğerlerinin de patladıktan sonra okulun 3. katın penceresinden aşağı atıldığını biliyormuydunuz...

12 Eylül idaresi tarafından haklarında verilen idam hükmünün uygulanması sırasında yanlarında bulunan görevli imamın Selcuk Duracık ve Halil Esendağ için "Hiç evliya gördünüz mü" diyenlere "evet HALİL ile SELCUK' u gördüm" dediğini biliyormuydunuz...

12 Eylül idaresi tarafından idam edilen MUSTAFA PEHLİVANOĞLU nun son mektubunda
"şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki Mustafalar ölür ALLAH davası ölmez Milliyetçilik yaşar kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer ALLAH' a inananlarındır."dediğini
biliyormuydunuz...

12 Eylül idaresi tarafından idam edilen Cevdet KARAKAŞ' ın avukat barolarından hiç bir avukatın savunmak istemediğini ve KARAKAŞIN savunmasını kendisi yapmak zorunda kaldığını biliyormuydunuz...

17 Nisan 1980 tarihinde Malatya belediye başkanı Hamit Fentoğunun evine gönderilen bombalı paketin patlaması sonucu FENTOĞLU, kızı ve 2 torunun ve torunu olan Selim BOZKURT FENTOĞLU nun daha 2,5 yaşında olduğunu ve babasının vatani görevini yapmakta olduğunu biliyormusunuz...

12 Eylül idaresi tarafından asılarak idam edilen Cengiz BAKTEMUR'UN korkusuzca idam sehpasına yürüyüşüne şahit olan cezaevi personelinin "bizce şehitti o şehitlik mertebesine ermiş birinin karı değildir. Sevinerek ve koşarak ilmeği boynuna gercirmiştir. " dediğini biliyormusunuz...

5 Eylül 1979 yılında şehit olan ADEM PEKMEZCİ isimli ülküdaşımızın henüz 15 yaşında olduğunu biliyormuydunuz...

Ülkücü şehit Ahmet Evcimen'in Bakırköy deki Sürmeli otelin önünde 20 den fazla kurşunla şehit edildiğini biliyormusunuz...

Tokat'ın Zile ilcesin den Mustafa Taştangil' in kitap ve defterlerinin her sayfasında büyük ülkü devi ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU NUN isminin yazışı olduğunu ve mezarı ÖNKUZUNUN yanında bulunduğunu ve ailesinden son isteğinin bu olduğunu biliyormuydunuz...

Ülkücü şehitlerden Ahmet Sarpkaya' nın kurban bayramının son günü mahallelerine baskına gelen kominist militanları önce fark edip durumdan arkadaşlarına haberdar etmek için evlerini dolaşırken acılan ateş neticesi öldüğünü ve 18 yaşındaki SARPKAYA' nın SAĞIR VE DİLSİZ olduğunu biliyormusunuz...

Uşakta dokuma işcisi olarak calışan Alaaddin Gündüzün doğum yapmak üzere eşinin yanına giderken 27 kurşunla şehit edildiğini GÜNDÜZ' ünvefat ettiği gün bir oğlunun dünyaya geldiğini ve doğan bebeğinin adının Alaaddin olduğunu biliyormuydunuz...

Eşitlik olsun diye12 eylül idaresinin Selçuk Duracık Halil Esendağ Cengiz Baktemur İsmet Şahin Mustafa Pehlivanoğlu Fikri Arıkan Cevdet Karakaş Ali Bülent Orkan Ahmet Kerse olmak üzere 9 ülkücüyü asarak şehit ettiğini biliyormusunuz...

Ali Can Karaosmanoğlu’nun 18 Haziran 1979 yılında Mimar Kemal Lisesi öğrencisiyken şehitlik mertebesine ulaştığını ve yaşının henüz 17 olduğunu biliyormuydunuz…

6 Ağustos 1979 da şehitlik mertebesine ulaşan Ali Çetin’in Vatani görevini Asteğmen olarak yaptığı sırada Kayseri’de bulunan ailesini ziyarete gittiğinde şehit düştüğünü evli ve 2 çocuk babası olan Çetin’nin kominist militanlar tarafından önce dişlerinin söküldüğünü sonra üzerine asit dökülerek bıçaklandığını ve sonra yakıldığını biliyormuydunuz…

3 Haziran 1980 tarihinde şehit edilen Ali Kuş’un henüz 18 yaşında olduğunu ve o yaşlarda Kayseri ülkücü gençler derneğinin mahalle başkanlığını yaptığını biliyormuydunuz…

Ali Osman Devecioğlu ülkücü şehidimizin yaşlı annesini emekli maaşını almaya götürürken Çeliktepe de kominstler tarafından silahlı saldırıya uğrayıp kafasına isabet eden tek kurşunla annesinin kolları arasında şehit düştüğünü biliyormuydunuz…

İsmail Tomaç’ın 5 Haziran 1980 de Bursa’nın Çınar mahallesindeki kırtasiye dükkanında Kuran-ı kerim okurken şehit edildiğini ve 13 günlük bir bebeği olduğunu biliyormuydunuz…
EY ÜLKÜCÜ HAREKET BUNLARI BİL VE UNUTMA

Yazan: isimsiz Tarih: 2008-12-23 14:46:37, 2008-12-23 14:46:37

Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->